"Olmak ya da olmamak değil — mesele çalkalamak ya da çalkalamamak. Dedenden kalan barı ayakta tutmanın tek yolu bu."
Herkese selamlar!
Sağ elin rom şişesini bardağa eğmiş, döküyor. Sol elin buza uzanıyor. Kapıdan yeni bir müşteri giriyor. Tezgâhın kenarında ise az önce taşırdığın içkinin lekesi duruyor.
Devlog #0'ın sonunda tezgâha yakından bakacağımızı söylemiştik. Bu yazı tam olarak bunu yapıyor. To Shake, or Not to Shake'te zamanının çoğunu küçük bir alanda geçiriyorsun: iki el, birkaç şişe, bir bardak ve bir bez. O alanı nasıl kurduğumuzu anlatmak istiyoruz.

Bir fare, iki tuş, iki el
Bu oyun hayatına dokunmatik ekranda oynanan bir mobil oyun olarak başladı: dokun, dök, çalkala. PC'ye geçerken masada bir fare ve onun iki tuşu vardı. Bir barmenin de iki eli var. Gerisi kendiliğinden geldi.
Sol tık sol elin, sağ tık sağ elin. Boştaki elinle bir şişeye tıklarsan onu alırsın. Şişe imlecini hafif bir gecikmeyle takip eder, elinde gerçekten bir şey tutuyormuşsun gibi.
Şişeyi bırak, kendisi döksün
Sıvıları basılı tutarak dökersin. Asıl numara burada başlıyor: dökerken bileğini hızlıca çekersen şişe elinden ayrılır, olduğu yerde o açıyla kalır ve kendi kendine dökmeye devam eder. Elin boşalır.
Yani rom akarken buzu alabilir, limon dilimini bardağa bırakabilir, hatta öbür elinle ikinci bir şişeyi dökmeye başlayabilirsin. Şişeyi geri almak için üstüne tıklaman yeter.
Bu küçük özellik tezgâhın ritmini değiştirdi. Artık adım adım değil, aynı anda düşünüyorsun.
Tabii kendi kendine döken bir şişe, unutulmaya da çok müsait.
Her damla bir yere düşer
Şişenin ağzından çıkan akış, altındaki ilk yüzeye iner. Bardağın üstündeyse bardağa, değilse tezgâha. Bardak dolduğu hâlde dökmeye devam edersen içki bardağın ağzından taşar ve o da tezgâha akar.
Tezgâha düşen her damla leke bırakır. Lekeli bir tezgâhta yapılan servis de puan kaybettirir. Bu yüzden bir de bezin var: alırsın, tezgâhta gezdirirsin, leke gider. Keşke her leke bu kadar kolay çıksaydı.
Kalabalık bir akşamda iki şişeyi aynı anda dökmek, bir yandan buzu almak, bir yandan da tezgâhı silmeye çalışmak... Devlog #0'da "keyifli (ve bazen kaotik)" derken tam olarak bunu kastediyorduk.

Bardağın üstünde ne çizdiğin önemli
Bazı içkiler çalkalanır, bazıları karıştırılır, bazılarında malzeme ezilir. Hepsini aynı yerde, bardağın üstünde fareyle yapıyorsun: sağa sola sallarsan çalkalarsın, daire çizersen karıştırırsın, bastırıp kıpırdatmadan tutarsan ezersin.
Küçük bir itiraf: ilk hâlinde bardakta daire çizmek, oyun tarafından sallamak olarak da algılanıyordu. Yani karıştırılması gereken bir içkiyi ne kadar özenle karıştırırsan karıştır, oyun onu "çalkalanmış" sayıp puanını kırıyordu. Bunu kendi testlerimizde fark ettik: karıştırılan içkiler ne yapsak kusursuz çıkmıyordu. Şimdi oyun, farenin çizdiği yola bakıp ne yapmaya çalıştığını ayırt ediyor. Sıradaki adım bu sistemi bar kaşığı gibi yardımcı aletlere bağlamak. Böylece ne yaptığın hem senin için hem de oyun için çok daha net olacak.
Tezgâhın arkasından küçük notlar
Şişeler gerçekten boşalıyor. Döktükçe şişedeki seviye düşer; dolu bir şişede bile ilk dökümden itibaren fark edilir.
Tezgâh sıradakine boşalıyor. Müşteriler siparişlerini tezgâhta verir, içkilerini alınca boş bir masaya geçer ve yerlerini sıradakine bırakır.
Bundan sonra
Bir sonraki yazıda bu ellere geri döneceğiz. Çünkü bunlar senin değil, barmenin elleri. Devlog #0'ı okuduysanız biliyorsunuz: bu barda barmen de içer.
Bu arada merak ediyoruz: siz nasıl bir barmen olurdunuz? İki şişeyi aynı anda dökmeye çalışan mı, yoksa tek tek ve dikkatle giden mi? Yorumlara ya da Discord'a yazın, hepsini okuyoruz.
To Shake, or Not to Shake'i Steam'de istek listenize ekleyerek bize büyük destek olursunuz. Steam'de takip ederseniz yeni devloglar doğrudan size ulaşır. Sohbet etmek isterseniz Discord'da buluşalım.
Tezgâhın ardında görüşmek üzere,
Sheer Cat Ekibi
